ortaya karışık…

 

 

Sohbet etmekten en keyif aldığım, fikirlerimi sakinlikle dinleyen, yol lazımsa bulup gösteren küçüğün uçağı iptal olduğunda, onla buluşabilmek için minibüsle Kadıköy’e geçiyordum…

Yolu yarılamıştım ve bugün mustikonun okulda son günü olduğu için; eve dönüp dağınıklıkta boğulmak hiç de cazip gelmedi ve yola devam ettim… Sonra da bilinçsiz bir bilinçle attım kendimi Eminönü motoruna… vay be yapayalnız üç saatim var. Hemen hemen hiç takmadığım güneş gözlüğümü de gözüme geçirdim ki; yalnızlık hissim iyice perçinlensin. Araya mesafe koymak bu olsa gerek 🙂
Anneme sorarsan yalnız olmak sıkıcı, anneannene çekmişsin diyo bana…evet, çektim, 85 yaşına kadar yaşadı anneannem demek ki yanlızlık ömrü uzatıyo…
Hayatımın yalnız beni ilgilendiren kısmıyla ilgili kafa yorabilecek üç saatım var… ya da sadece gezecek…
İlk hedefim defalarca anlamsızca rüyamda gördüğüm Alman Çeşmesi, sonra da Ayasofya oldu… Meydanda biraz oturdum sonra yürüye yürüye sirkeciye döndüm…
Tam Ayasofya’nın galerisinde yürürken annem aradı, beyaz bobin al dicekmiş. Bir önceki telefonda Sirkeci’ye gidiyorum demiştim.
Sonrası:
“Anne alamam, şu an Ayasofyanın imparatoriçe balkonundayım ya da adı öyle bişi!”
Tekrarlattıktan sonra kahkaha attı, yanında olan dayıma dönüp:
” Aynı dedesi!” dedi.
Mustafa dedem de aynı benim gibi bulduğu kahverengi tabelalara illa ki dalarmış.

 

Karar verdim: ben anneannemle dedemin geç yaşta yaptıkları için anneme verdikleri kızıyım heralde ;)))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir