kısa tırnaklı kadınlar

Kısa hatta ojesiz tırnaklarla gezen kadınları da sevin…

Dış görünüşümüz nasıl bir insan olduğumuzla ilgili  sonsuz ipucu verir; kıyafetlerimiz, tercih ettiğimiz renkler, pullar payetler ya da bir başkasının yer bezi yapmam dediği t-shirtlerden başka bir şey giymemeler…

Kısa saçlılar, her gün fönlü gezebilenler, topuklu ayakkabı giymeden evden çıkmayanlar;

spor ayakkabısı ya da birkenstockları olmadan yaşayamayanlar…

Ben hiç dünya düzeninin kadın çerçevesinin içine oturamadım, genç kızken de, şimdi de… Hiç içimden gelmediğini itiraf etmeliyim, dünya düzeninin kadınlara dayattığı hiç bir şey üzerime oturmadı. (pırlantaya olan ilkel sevgim dışında ki; onu da kitaplara olan aşkımla alt ettiğimi düşünüyorum.)

 

Beni bir kenara bırakarak ve konuyu daraltarak tırnaklara indirgemek istiyorum…

Uzun tırnaklı kadın tembeldir, şöyledir böyledir demek istemeyeceğimi şimdiden netleştirelim,bu kadar ilkel bir insan kişisi değilim, zira hepimiz kendi tercihlerimizle var oluruz ve onlar öyle güzeller (yani çoğu) 

konu onlar değil, benim gibi kısa, ojesiz tırnaklı, kabul gören ‘kadın eli’ profilinin yanından teğet bile geçemeyenler…

Sahi niye böyleyim, böyleyiz? 

Aslında koyu renk ojeleri seviyorum, seviyorum da benim yaşam hızıma yetişememeleri aramızı bozuyor. 40’a 2 kala öğrendim ki; herkesi olduğu gibi kabul etmeyelim, geç kalmış olabilirim ama herkes her duyguya aynı zaman diliminde ulaşacak diye bir kanun olmadığını epeydir biliyoruz değil mi? Hoş zaten daha başaramadım da yaa, en azından hatamın farkına varasım geldi gibi, yani şeyy hımm, neyse…

Yani kendimi de olduğum gibi kabul ettim, her sabah makyaj yapan komşumu da… Artık sabah 8’de bile ana haber spikeri tadında full makyajlı günaydın diyen insanlarla dalga geçmeyeceğim, yani deniyorum… 

Peki kimdir kısa tırnaklı, ojesiz kadınlar?

Bir kere hızlıdırlar, iki üç işi aynı anda yapabilirler… bir şey yapmadan oturmayı beceremezler…Kimsenin onlardan bir beklentisi olmasa da onlar yapacak bir iş bulur, hiç bir şey yapmadan oturanları anlamakta ciddi güçlük çekerler… mesela vardır etrafınızda tv seyrederken örgü örer, metroda kitap okurlar… çünkü hayat kısa, zaman sınırlı, vakit dar, merak çoktur… o kadar yorulurlar ki bazen (O DA BAZEN) kuaföre gideleri gelir, sonra beklerler geçer ya da yerine uyuyabilirler ki çoğunlukla bunu tercih ederler…Elleri kullanma konusunda ustalaşırlar zamanla, kimisi yemek yapar, kimisi zanaatla uğraşır, kimisi tamir yapar ama hep yapar… işte kısa tırnaklı kadının sırrı budur:

Uzun tırnakla bu işleri yapamazsınız… cerrahlıkta yapamazsınız, kurabiye de yapamazsınız; şantiye de çamurla da boğuşamazsınız, dikişte dikemezsiniz…

Muhtemelen tırnakların beyaz, uzattığımız kısmının olma sebebi, kırdığımızda canımızın acımaması için böyle bir parçanın varlığının insana fayda sağlamasıdır. Derinden kestiğinizde hissettiğiniz acıyı tırnağınız her kırıldığında hissetseydiniz, hayat nasıl olurdu bir düşünün…

Oje ise tamamen bu kadınların her gün bunları yenilemekle uğraşamamaları sonucu günlerce yarısı çıkmış gezmemek adına sürmedikleri için yok… Gerçi artık kalıcıları var(mış) fakat bu cins homo sapiens kadını kuaförle zayıf ilişki içinde olduğu için konuya uzak kalmıştır…

 Madem blog yepyeni bir hal aldı, yazıyla kutlayayım derken, ellerimi görünce laf biraz uzadı…

Sahi sizin elleriniz hangisinden? Siz kimsiniz?

Kısa tırnaklı, spor ayakkabılı kadınları sevin…Değişemiyorlar ve değişmeleri fizyolojik olarak mümkün değil 😉 hoş sevmesiniz de çok da şey etmiyor onlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir