Hadileyengillerden misiniz?

Hadi’lemek…

Hiç hadi demekten fenalık geldiği oldu mu size de?
‘Hadi kızım, servis geliyor!’
‘Hadi sofraya, bak üçüncü çağırışım.’
‘Hadi, dişlerini fırçala da yatalım mustafa.’
Hadi!
Hadii!
Hadiii!
Musti 33.aya kadar konuşmadı 5-6 kelime dışında, beni tanıyanlar nasıl panik olduğumu tahmin ederler ya da bizzat şahit olmuşlardır. Fakat o 5-6 kelimeden biri neydi biliyor musunuz?
Hadi… itiraf etmeliyim çok utanmış, çok çok üzülmüştüm, kafama balyozla vursalar daha iyiydi sanki…

Sonra uzun süre kontrol etmeyi denedim kendimi, fakat ben yapı gereği hızlıyım; bir problemim varsa çözülsün, bir karar verilecekse uzun uzun konuşulsun ama netleşsin isterim ivedilikle. Bekleyemem… otobüsü bile… Durakta beklemek yerine bir gerideki durağa yürüyüp otobüsle buluşmuşluğum çoktur. Bir de kendi işimi hep kendim yaparım, o yüzden herkesten de bekliyorum herhalde… Düzeleyim dedim ama sonra bunun nesi kötü sorusuna tatmin edici bir cevap bulamadım o yüzden aynen devam ediyorum.

İşte kendimden dolayıdır ki; hadiliyorum sürekli… hadi kızım, hadi oğlum, hadi çocuğum…

Hayatı akışına bırakmak gerektiği gerçeğiyle yüzleşiyorum kısa zamandır, artık teslimiyet mi dersin, enerji meselesi mi, bir derin mevzu. Uzun vadeli işler için başaramadım henüz ama kısa vadede karar aşamasında artık dileğimi netleştirip, yaradanın yardımını diliyorum. May the force be with you young skywalker…

Hadilemek iyi değil ama, çocuğa hiçbir faydası olmadığı gibi, yersiz bir sinire strese sebebiyet veriyor, zaten kendi hızı var onun, belki de onun hızını göz önüne alarak daha geniş zamanlar vermek lazım onlara… Kapı önünde ayakkabıya karar vermek de, suluk seçmek de onlar için önemli konular olabiliyor.

Bu nokta da bir anne isyanı olarak iç sesimi bastıramıyorum… Anlayışın da günlük limiti mi olmalı 🙂
1-hadi kızım çorap giy!
2-Bak lütfen!
3-Üçüncü söyleyişim de bu kadar kibar olmayacağım!
4-Bak yeminle alev çıkıcak ağzımdan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir