Üreten çocuk atölyesi 2

Üreten çocuk atölyelerine devam…

Saffran Cafe Üreten Çocuklar Atölyesi kapsamında çok eğlenceli ve eğitici bir projeniz var!

Kendi tablet torbamızı kendimiz hazırlıyoruz;
Sadece boyamayacağız…
Önce kurdeleyi nasıl geçireceğimizi öğreniyoruz,
Daha sonra İrmiklemusti’nin çizdiği deseni detaylandırıyoruz, balonları süslüyoruz, gökyüzünden kalpler, çiçekler yağdırıyoruz…
Sonra da beraberce boyuyoruz…

Boyarken ne mi öğreniyoruz?
Renkleri birbiriyle karıştırarak 3 renkten onlarca renk yaratmayı öğreniyoruz…
Tasarrufu,

azdan çoğu üretmeyi,

kendi işini kendin yapabilmeyi,

ama en önemlisi;

üretmenin kıymetini…

Hadi +5 yaş kuzunuzu kapıp gelin, çocuklarımız üretmenin insana verdiği hazla erken yaşça tanışsın diye…

 

 

Minnie mouse görse ne der!

Çok kolay ve hızlı bir yenileme çalışmasını sizinle paylaşmak istiyorum bugün: kostümlü balo için eski ayakkabıları minnie mouse ayakkabılarına dönüştürdüm, aslında tüm kostümü de fotoğraflayıp paylaşmak isterim ama öncelikle Irmak’dan izin almam gerek, çünkü artık onun özlük haklarına saygı çerçevesinde ondan onay almadan fotoğraflarını paylaşmıyorum…

gelelim ayakkabılara:

malzeme listesi çok kısa ve öz:

akrilik boya

akrilik verniği

bir parça kırmızılı poplin

varsa elyaf, yoksa pamuk

ve azıcık kırmızı kurdele

 

H&Mden aldığımız ve perişan hale gelen topuklu ayakkabıları (evde giyiyor!) iki kat akrilikle boyadım, kuruduktan sonra da akrilik verniği sürdüm. Sprey vernik olsa daha kolay olurdu, başlığı kırılmış maalesef kullanamadım…

Gelelim büyük fiyonga… Bir parça dikdörtgen şeklinde kırmızı kumaşı küçük bir doldurma boşluğu bırakarak dikdörtgen şeklinde diktim ve az miktarda elyafla şişirdim, siz pamukla da doldurabilirsiniz… Sonra da kırmızı kurdeleyle ortadan boğarak fiyonk yaptım…

 

 

Fiyongu ayakkabıya tutturmak İçin çeşitli yollar var: silikon deneyebilirsiniz ya da saç filketesi ile takıp çıkarılır şekilde kullanabilirsiniz…

Ben evdeki ‘biz’ ile ayakkabıyı deldim. Biz; ucu çok sivri ince bir şiş, evde gerçekten yüksek ve korunaklı bir yerde saklıyorum. Sonra da iğne iplikle delikten geçirerek 350 milyon kere diktim, düşerse yuh diyeceğim…

Tevazu göstermeyeceğim bu sefer, gerçekten efsane oldu;)

Yorumlarınızı görmek için sabırsızlanıyorum:)

 

 

kısa tırnaklı kadınlar

Kısa hatta ojesiz tırnaklarla gezen kadınları da sevin…

Dış görünüşümüz nasıl bir insan olduğumuzla ilgili  sonsuz ipucu verir; kıyafetlerimiz, tercih ettiğimiz renkler, pullar payetler ya da bir başkasının yer bezi yapmam dediği t-shirtlerden başka bir şey giymemeler…

Kısa saçlılar, her gün fönlü gezebilenler, topuklu ayakkabı giymeden evden çıkmayanlar;

spor ayakkabısı ya da birkenstockları olmadan yaşayamayanlar…

Ben hiç dünya düzeninin kadın çerçevesinin içine oturamadım, genç kızken de, şimdi de… Hiç içimden gelmediğini itiraf etmeliyim, dünya düzeninin kadınlara dayattığı hiç bir şey üzerime oturmadı. (pırlantaya olan ilkel sevgim dışında ki; onu da kitaplara olan aşkımla alt ettiğimi düşünüyorum.)

 

Beni bir kenara bırakarak ve konuyu daraltarak tırnaklara indirgemek istiyorum…

Uzun tırnaklı kadın tembeldir, şöyledir böyledir demek istemeyeceğimi şimdiden netleştirelim,bu kadar ilkel bir insan kişisi değilim, zira hepimiz kendi tercihlerimizle var oluruz ve onlar öyle güzeller (yani çoğu) 

konu onlar değil, benim gibi kısa, ojesiz tırnaklı, kabul gören ‘kadın eli’ profilinin yanından teğet bile geçemeyenler…

Sahi niye böyleyim, böyleyiz? 

Aslında koyu renk ojeleri seviyorum, seviyorum da benim yaşam hızıma yetişememeleri aramızı bozuyor. 40’a 2 kala öğrendim ki; herkesi olduğu gibi kabul etmeyelim, geç kalmış olabilirim ama herkes her duyguya aynı zaman diliminde ulaşacak diye bir kanun olmadığını epeydir biliyoruz değil mi? Hoş zaten daha başaramadım da yaa, en azından hatamın farkına varasım geldi gibi, yani şeyy hımm, neyse…

Yani kendimi de olduğum gibi kabul ettim, her sabah makyaj yapan komşumu da… Artık sabah 8’de bile ana haber spikeri tadında full makyajlı günaydın diyen insanlarla dalga geçmeyeceğim, yani deniyorum… 

Peki kimdir kısa tırnaklı, ojesiz kadınlar?

Bir kere hızlıdırlar, iki üç işi aynı anda yapabilirler… bir şey yapmadan oturmayı beceremezler…Kimsenin onlardan bir beklentisi olmasa da onlar yapacak bir iş bulur, hiç bir şey yapmadan oturanları anlamakta ciddi güçlük çekerler… mesela vardır etrafınızda tv seyrederken örgü örer, metroda kitap okurlar… çünkü hayat kısa, zaman sınırlı, vakit dar, merak çoktur… o kadar yorulurlar ki bazen (O DA BAZEN) kuaföre gideleri gelir, sonra beklerler geçer ya da yerine uyuyabilirler ki çoğunlukla bunu tercih ederler…Elleri kullanma konusunda ustalaşırlar zamanla, kimisi yemek yapar, kimisi zanaatla uğraşır, kimisi tamir yapar ama hep yapar… işte kısa tırnaklı kadının sırrı budur:

Uzun tırnakla bu işleri yapamazsınız… cerrahlıkta yapamazsınız, kurabiye de yapamazsınız; şantiye de çamurla da boğuşamazsınız, dikişte dikemezsiniz…

Muhtemelen tırnakların beyaz, uzattığımız kısmının olma sebebi, kırdığımızda canımızın acımaması için böyle bir parçanın varlığının insana fayda sağlamasıdır. Derinden kestiğinizde hissettiğiniz acıyı tırnağınız her kırıldığında hissetseydiniz, hayat nasıl olurdu bir düşünün…

Oje ise tamamen bu kadınların her gün bunları yenilemekle uğraşamamaları sonucu günlerce yarısı çıkmış gezmemek adına sürmedikleri için yok… Gerçi artık kalıcıları var(mış) fakat bu cins homo sapiens kadını kuaförle zayıf ilişki içinde olduğu için konuya uzak kalmıştır…

 Madem blog yepyeni bir hal aldı, yazıyla kutlayayım derken, ellerimi görünce laf biraz uzadı…

Sahi sizin elleriniz hangisinden? Siz kimsiniz?

Kısa tırnaklı, spor ayakkabılı kadınları sevin…Değişemiyorlar ve değişmeleri fizyolojik olarak mümkün değil 😉 hoş sevmesiniz de çok da şey etmiyor onlar…